İhtiyaç ve Aşk Arasında: Güçsüzlük ve Sevginin Paradoxları
Her sevgi, çabayı hak etmez. Tıpkı her insan gibi... Geçmişte yaşanmış o güzel günlere ne kadar daha tutunabilirim? Anılar, yeni anlarla birleştiği müddetçe değer kazanır; bir çekmecede, unutulmaya mahkûm kalmak için değil. Ben, bir zamanlar yaşanan tatlı anılara ve belirsiz sözlere sığınarak teselli bulmak istemiyorum artık.
İnsan, bazen sadece kendi uğruna çaba harcandığını görmek ister. Birinin gözlerinin içine bakmasını ve dikkatini esirgememesi bekler. Peki, bu bekleyişin sonu nedir? Sevgiyi karşılıklı hale getirmek mi, yoksa ruhumuzun susuzluğunu dindirmek mi? Bütün hayatın sırrı, sevildiğine şüphe duymadan inanmak mı olmalı? Yoksa, sevgisizliği en derinden hisseden birinin kendini kandırması mı? Belki de öyledir...
Ancak o zaman, sevgiyi bilmek, bir zorluğu aşmak anlamına gelir. İnsan sevildiği için her sorunu çözebilecek kadar güçlenir mi? Sevgi güçtür, fakat sevgi aynı zamanda zayıflıktır da. Eğer beni seviyorsan, bu beni daha cesur, daha bilgili ya da daha korunaklı yapmaz. Sevgiye uzak olmak, insanı daha güçlü kılar. Kimsenin sevgisini hissetmezsen, yalnız olduğunu bilirsin. Kendi başınaysan, kimseye yardım dilenmezsin; kimse yardım etmezse, sorunlarını tek başına çözmen gerektiğini fark edersin. Belki yenilirsin, ama nasıl çözeceğini de öğrenirsin. Bu, bir noktada kendi yaralarını sarabilmeye, yolunda tek başına ilerlemeye, sırtını kendi ellerinle sıvazlamaya dönüşür. Peki, bu güç müdür şimdi? Kimse yokken kendinin herkesi olmak, aslında bir zafer midir?
Çaresizce cevabı biliyor, kabulleniyor ama yüksek sesle söyleyemiyorum. Sevgi ve gücün bağı gerçekten çok alaycı eğer kendini kandırmıyorsan. Ki ben kendimi kandırmayı çok severim. Bu konuda çok iyiyim. Her zaman kimseye ihtiyacım olmadığını bilir ve yüksek sesle söylerim. Ama insan insanın yanında sırf ihtiyaçtan durmaz ki. Birini sevmek ona ihtiyacın olduğu için gelişen doğal bir durum değildir. Öyle olsa işimizi severiz, ev sahibimizi severiz, patronumuzu severiz ama aksine ihtiyaç insanda tiksinti uyandıran bir duygu. En saf sevgi ise her türlü dünyevi ihtiyaçtan arındığı için değerli ve ulaşılması zor. İhtiyaç ve sevginin bağı yok. Sevgi ve güç, ihtiyaç ve tiksinti iç içe ve bu gerçekten kalp kırıcı.
Peki kimseye ihtiyaç duymadığın bir yaşam nedir? Güçsüz ama rahat mı? Miden bulanmıyor ama kelebekler de uçmuyor. Kimse seni rahatsız etmiyor ama kimsenin yanında rahatta etmiyorsun. Kimse seni ağlatmıyor ama kimse uğruna hiçbir çıkarın yokken kendi konforundan vazgeçmeni istetecek kadar da ilgilendirmiyor.
Yorumlar
Yorum Gönder