Zihnin Gölgesinde Yalnızlık: Kendi Kendimizle Savaşın Anatomisi

Kendi varlığımın derinliklerine indim, o kadar derin ki, kendi içimdeki karanlık yolları dolaştım. Ne yapabileceklerimi ve ne yapamayacaklarımı sorguladım... Gücümün sınırlarını ve tüm zayıflıklarımı anladım. Ancak, bu gerçekleri kabullenmekte zorlandım.

Kendi içimdeki düşmanı besledim. Her hatamda, kendi içimdeki yargıç beni mahkum ediyor, hiçbir acıma göstermiyor. Başaramadığımda alay ediyor, zayıf düştüğümde ise nezaketi unutuyor. Başarıya ulaştığımda ise, gurur duymuyor.


Bilinmeyen bir sebeple, kendi zihnimin karanlık köşelerinde düşmanımı barındırdım. Nedenini bilemediğim, belki de öz şefkat eksikliğiyle, belki de zayıf iradeyle ilintili olduğunu sezdirdi bana, fakat bunu anlamak istemedim. Anlatılmaz bir çatışma içindeydim, kendi içimdeki fırtınanın göbeğinde.

Zor anlar yaşadığımda, kendi iç sesim beni hiçbir şekilde sakinleştiremedi. Her monoloğumun sonunda, suçlu olarak çıkıyordum ortaya. Bazen sadece "olabilir" diyebiliyordum kendi kendime. "Belki hatam olmasaydı bile, başka bir talihsizlik beni yine aynı yola iterdi" diyerek teselli bulmaya çalışıyordum. Ancak, bu düşünceye kendimi kaptırdığımda, içimdeki karanlık tüm ışığı söndürüyordu.


Zihnimin en kuytu köşelerinden yankılanan iç ses, sürekli olarak aptallığımı, cehaletimi ve acziyetimi hatırlatıyor. Ancak ben, dahi olmak veya kahramanlık peşinde koşmak gibi bir arzuya sahip değilim. Peki, neden başkalarının binlerce kez başarısız olduğu bir eylemde, benim en küçük bir tereddüt yaşamama dahi izin verilmiyor?

Hayatta çeşitli başarısızlıklarla karşılaştım. Belki kabul edilmesi güç hatalar yaptım ve yanlış kararlar aldım ki bu kararlar başkalarını da etkiledi. Herkes bu zorlukları atlattı, yoluna devam etti. Ancak ben, bu zorlukları aşamadım. Hala içimde korkular var, hala kendimden emin olamıyorum, hala basit bir kararı bile düşünmeden alamıyorum.

Başkalarının benimle ilgili düşünceleri beni hiç incitmedi. Diledikleri kadar hor görsünler beni. Eleştirileri canımı yakmaz, övgüleri işe yaramaz. Beni sadece benim kendi hakkımdaki düşüncelerim yerebilir, ağlatabilir, sindirebilir. Nadiren de güldürür, sevindirir. 

Benim başımı sadece benliğim yere eğdirebilir, omuzlarımı da yine aynı benliğim dikleştirir.

Kendimi hiçbir zaman canı gönülden sevemedim. Kendimle ilişkim görücü usulü ve mutsuz evlilikler gibi. Gidecek bir yerim, kaçacak bir gemim yok. Kendimle baş başayım ve mecburen bir arada yaşıyorum. Kavga ediyorum, küsüyorum, darılıyorum ama ayrılamıyorum. Kendini sevmekle ilgili bir sürü masal dinledim. Ama ben zaten kendimi seviyorum ama kendimi affedemiyorum. İnsan affedemediğini de sever, yüzüne de bakar.

Yorumlar

Popüler Yayınlar